Polvan Veli, önce, vadi unutarak saldırdı,
Hemen demir bileklerle Devpençe'yi kaldırdı,
Sonra durdu, kendisini kasden yere çaldırdı.
Tek bu yüzden bir dindaşı, uğramasın ziyana.
Kağan : Haydi öldürünüz ! derken atı, altından
Şahlanarak, yakındaki uçuruma attı can ;
Polvan Veli, bir hamlede, hemen yara atılan
Atı tuttu, kaldırarak koydu altın eyvana.
Seyirciler hep dondular ; gönülleri bir hayret
Kaplamıştı : mucize mi, yoksa, bu bir keramet ?
Kağan geldi, dedi : Artık durmak olmaz ey millet !
Ben İslamı kabul ettim, siz de gelin imana!.
Polvan Veli, sevinerek bu ilahi irşada,
Sahralara koştu gitti, acizlere imdada.
O zamanki bütün Türkler, bu pençesi polada
borçludurlar ; çünkü Hızır olmuş idi Turan'a.
Diğer Ziya Gökalp Sözleri ve Alıntıları
- ... insansal kişiliğimiz bedenimizde değil, ruhumuzdadır. Maddi meziyetlerimiz ırkımızdan geliyorsa, manevi meziyetlerimiz de, eğitimini aldığımız toplumdan geliyor.
- Uygarlık, yöntemle yapılan ve öykünme yoluyla bir ulustan öteki ulusa geçen kavramların ve uygulayımların toplamıdır. Kültür ise hem yöntemle yapılamayan, hem de öykünerek başka uluslardan alınamayan duygulardır.
- Ribot diyor ki: "Zihin fazla bir gelişmeye uğrayınca özyapıyı bozar." Bireyde zihin ne ise, toplumda da uygarlık odur. Bireyde özyapı ne ise, toplumda da kültür odur. Bundan dolayı, zihnin fazla gelişmesi bireysel özyapıyı bozduğu gibi, uygarlığın fazla gelişmesi de ulusal kültürü bozar. Ulusal kültürü bozulmuş olan uluslara 'yozlaşmış uluslar' adı verilir.
- Ulusal bilinç nerede oluşmuşsa, artık orası sömürge olma tehlikesinden sonsuza değin kurtulmuştur.
- Başka uluslar, çağdaş uygarlığa girmek için geçmişlerinden uzaklaşmak zorundadırlar; oysa Türklerin çağdaş uygarlığa girmeleri için, yalnız geçmişlerine dönüp bakmaları yeter.
- Gerçeği arayanlar, başka başka yollardan gitseler bile, sonuçta aynı hedefe ulaşırlar.
- Ey bugünün Türk genci! Bütün bu işlerin yapılması, yüzyıllardan beri seni bekliyor.
- Dört senelik bir tecrübe bize gösterdi: Sırf unsurların i'tilafı maksadıyla "Ben Türk değilim, Osmanlıyım" diyen Türkler, unsurların ne yolda bir i'tilafa muvafakat edebileceklerini bihayet acı bir surette anladılar. Milliyet hissinin hakim olduğu bir memleketi ancak milliyet zevkini nefsinde duyanlar idare edebilirler.
- Türklük cereyanı, Osmanlılığın muarızı olmak şöyle dursun, hakikatte en kuvvetli müeyyididir. Yalnız her yeni cereyanın olduğu gibi, bu mesleğin de bir kısım gençlerden mürekkep müfritleri vardır ki yanlış tefsirlere sebep oluyorlar. Türklük "kozmopolitlik" e karşı İslamiyet ve Osmanlılığın hakiki istinatgahıdır.
- Halk lisanının tabii kelimeleri zihayat ve hissi manaları kabul edemez. Bundan dolayıdır ki her kavim ıstılahlarını, dini kitabının yazılmış olduğu lisandan alır.